Buscar
Estás en modo de exploración. debe iniciar sesión para usar MEMORY

   Inicia sesión para empezar

İncebay Z's English Vocabulary


🇬🇧  »  🇹🇷
Learn Turco From Inglés
Creado:
İncebay Z's English Vocabulary


Public


0 / 5  (0 calificaciones)



» To start learning, click login

1 / 25

🇬🇧


Can I help you?
🇹🇷


Sana yardım edebilir miyim?

Practique preguntas conocidas

Manténgase al día con sus preguntas pendientes

Completa 5 preguntas para habilitar la práctica

Exámenes

Examen: pon a prueba tus habilidades

Pon a prueba tus habilidades en el modo de examen

Aprenda nuevas preguntas

Popular en este curso

Aprende con fichas

Modos dinámicos

InteligenteMezcla inteligente de todos los modos

Modo manual [beta]

El propietario del curso no ha habilitado el modo manual
Otros modos disponibles

elección múltipleModo de elección múltiple

İncebay Z's English Vocabulary - Marcador

1 usuario ha completado este curso

Ningún usuario ha jugado este curso todavía, sé el primero


İncebay Z's English Vocabulary - Detalles

Niveles:

Preguntas:

110 preguntas
🇬🇧🇹🇷
Can I help you?
Sana yardım edebilir miyim?
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
Where is the bus stop?
Otobüs durağı nerede?
How can I go to the airport?
Havaalanına nasıl gidebilirim?
Where can I buy some souvenirs?
Nereden hediyelik eşya satın alabilirim?
I was a student.
Ben öğrenciydim.
I was a child.
Ben bir çocuktum.
They were rich.
Zengindiler.
They were our friends.
Onlar bizim arkadaşlarımızdı.
I was busy.
Meşguldüm.
I was sleepy.
Uykuluydum.
We were in İstanbul.
İstanbul'daydık.
We were busy.
Biz meşguldük.
I will be a doctor.
Ben doktor olacağım.
They will be happy.
Mutlu olacaklar.
She wasn't happy.
Mutlu değildi.
Ali was very tall.
Ali çok uzundu.
Ayşe wasn't very tall.
Ayşe çok uzun değildi.
They were with us.
Bizimle birlikteydiler.
Ali and Veli were friends.
Ali ve Veli arkadaştı.
Ali and Veli weren't friends.
Ali ve Veli arkadaş değildi.
My mom was at home.
Annem evdeydi.
My dad wasn't in London.
Babam Londra'da değildi.
My elder son doesn't look like me.
Büyük oğlum bana benzemiyor.
My elder son takes after me in terms of character.
Büyük oğlum karakter olarak bana çekmiş.
When my elder son was born, ...
Büyük oğlum doğduğunda, ...
After the delivery, I didn't want the baby.
Doğumdan sonra bebeği istemedim.
When you bring up your kids, ...
Çocuklarınızı büyütürken...
I want them to be respectful.
Saygılı olmalarını istiyorum.
I want you to sleep.
Uyumanı istiyorum.
I want you to come.
Gelmeni istiyorum.
I want MY BROTHER to run.
Kardeşimin koşmasını istiyorum.
What do you want ME to do?
Benden ne yapmamı istersiniz?
What do you want MY FATHER to do?
Babamın ne yapmasını istiyorsun?
We don’t want her to watch Elsa.
Elsa'yı izlemesini istemiyoruz.
They wanted ME to submit my paperwork.
Evraklarımı göndermemi istediler.
They wanted ALİ to submit his paperwork.
Aliden'ın evraklarını göndermesini istediler.
I want my students to read books.
Öğrencilerimin kitap okumasını istiyorum.
I want my students to learn many things.
Öğrencilerimin birçok şey öğrenmesini istiyorum.
I want Ahmet to help me.
Ahmet'in bana yardım etmesini istiyorum.
I want to help Ahmet.
Ahmet'e yardım etmek istiyorum.
I want to help mum.
Anneme yardım etmek istiyorum.
I want mum to help me.
Annemin bana yardım etmesini istiyorum.
I have meeting at 10 AM.
Saat 10'da toplantım var.
I have class at 10 AM.
Saat 10'da dersim var.
I need to eat something.
Bir şeyler yemem gerek.
I will help you.
Sana yardım edeceğim.
I work really hard.
Gerçekten çok çalışıyorum.
I need to get prepared for the presentation.
Sunum için hazırlanmam gerekiyor.
I locked the door.
Kapıyı kilitledim.
My husband is a research assistant.
Eşim araştırma görevlisi.
I'm the assistant manager.
Müdür yardımcısıyım.
Public Education Center
Halk eğitim merkezi
I was born in Bergama.
Bergama'da doğdum.
My parents were teachers.
Annem babam öğretmendi.
They are retired now.
Artık emekli oldular.
Physical therapy and rehabilitation
Fizik tedavi ve rehabilitasyon
I used to work as a physio-therapist.
Fizyoterapist olarak çalışıyordum.
I was a physio-therapist.
Ben fizyoterapisttim.
I became a teacher.
Öğretmen oldum.
Most of the time
Çoğu zaman
Our course is not only weekdays.
Kursumuz sadece hafta içi değil.
I also work on Saturday.
Cumartesi günü de çalışıyorum.
I have one day-off a week.
Haftada bir gün iznim var.
There are about one hundred students in our center.
Merkezimizde yaklaşık yüz öğrenci var.
Sub-division
Alt bölüm
I am not responsible for Sincan.
Sincan'dan sorumlu değilim.
I am responsible for everything in Etimesgut.
Etimesgut'taki her şeyden ben sorumluyum.
I supervise the teachers.
Öğretmenleri denetliyorum.
We have hundreds of trainees.
Yüzlerce kursiyerimiz var.
One of them goes to the third grade.
Bir tanesi üçüncü sınıfa gidiyor.
One of them goes to the kindergarten.
Bir tanesi anaokuluna gidiyor.
When I give them rewards, they do their homework.
Onlara ödül verdiğimde ödevlerini yapıyorlar.
Don't get offended.
Kırılmayın.
Keep the change.
Üstü kalsın. (para)
Domestic flight
Iç hat uçuşu
Nowadays
Şu günlerde
Most of the I forget that I am going to go to Prague.
Çoğu zaman Prag'a gideceğimi unutuyorum.
I had a breakfast.
Kahvaltı yaptım.
After I ate something, I took some medicine.
Bir şey yedikten sonra biraz ilaç aldım.
I prepared breakfast for my family.
Aileme kahvaltı hazırladım.
Parent meeting
Veli toplantısı
I think so.
Sanırım öyle.
I don't like reading books.
Kitap okumayı sevmiyorum.
Have you ever seen a polar bear?
Hiç kutup ayısı gördün mü?
Have you ever watched the Titanic?
Titanik'i hiç izledin mi?
Have you ever eaten horse meat?
Hiç at eti yedin mi?
Have you ever been to London?
Hiç Londrada bulundun mu?
Have you ever been to Germany?
Hiç Almanya'ya gittin mi?
Have you ever been to the Topkapı Palace?
Hiç Topkapı Sarayı'na gittin mi?
Have you ever been to small village there?
Hiç orada küçük köye gittin mi?
I have written a book once.
Bir kere kitap yazdım. - yazmışlığım vardır.
I have written books twice.
İki kere kitap yazdım. - yazmışlığım vardır.
I have seen horses three times.
Üç kere at gördüm. - görmüşlüğüm vardır.
I have never eaten horse meat.
Hiç at eti yemişliğim yoktur.-yemedim
I have never been to London.
Hiç Londra'da bulunmuşluğum yoktur.-gitmedim
I have never got on a helicopter.
Hiç helikopterebinmişliğim yoktur.-binmedim
I have never smoked.
Hiç sigara içmişliğim yoktur.-içmedim
I have never seen a real snake.
Hiç gerçek yılan görmüşlüğüm yoktur.görmedim